Kooperatiflere Neden Güvenilmiyor?
Önyargının Kaynağı

Kooperatif Denince Neden Hep Kötü Hikâyeler Hatırlanıyor?

Bir müteahhit sözünü tutmadığında o müteahhidi konuşuyoruz. Bir kooperatif sözünü tutmadığında kooperatifçiliği sorguluyoruz.

“Kooperatif mi? Aman dikkat.”

Bu cümleyi duymuşsunuzdur. Ardından genellikle bir tanıdığın hikâyesi gelir: Bitmeyen inşaat, sürekli istenen para, teslim edilmeyen ev, yıllarca süren dava…

Sorunları büyütürken başarıları gözden kaçırıyor muyuz?

"Kooperatif" Denince Neden Hep Kötü Hikayeler Anlatılıyor?

Bir müteahhit sözünü tutmadığında o müteahhidi konuşuyoruz. Bir kooperatif sözünü tutmadığında kooperatifçiliği sorguluyoruz.

“Kooperatif mi? Aman dikkat.”

Bu cümleyi duymuşsunuzdur. Ardından genellikle bir tanıdığın hikâyesi gelir: Bitmeyen inşaat, sürekli istenen para, teslim edilmeyen ev, yıllarca süren dava…

Bu hikâyelerin içinde gerçek mağduriyetler var. İnsanların kaybettiği para, zaman ve güven var. Bunları küçümseyerek kooperatifçiliği anlatamayız.

Ama aynı kelimeyi taşıyan her kurumu, başkasının yarım bıraktığı işin sorumlusu gibi görerek de bir yere varamayız.

Üstelik gözden kaçırdığımız bir ihtimal var: Belki başarılı kooperatifleri daha az hatırlıyoruz; çünkü onların işi bitiyor. Sorunlu projelerin hikâyesi ise yıllarca sürüyor.

Yapı kooperatifleri neden kapanır?

Türkiye’de yapı kooperatiflerinin hukuki düzenlemesi, bu soruya ilginç bir kapı açıyor.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 81. maddesine göre yapı kooperatifleri, ana sözleşmelerinde gösterilen işler tamamlanıp konutlar veya işyerleri ortaklar adına tescil edildiğinde amacına ulaşmış sayılıyor ve dağılıyor.

Bunun bir istisnası var: Tescilden sonra usulüne uygun ana sözleşme değişikliğiyle amaç değiştirilirse dağılma hükmü uygulanmıyor. Dolayısıyla yalnızca anahtar teslim edildi diye her kooperatif hemen kapanmak zorunda değil. Ancak amaç tamamlandığında kanunun öngördüğü temel yol dağılma ve tasfiye. İlgili düzenleme: 7339 sayılı Kanun, madde 11

Belirli bir projeyi gerçekleştirmek için kurulmuş bir ortaklık açısından bunun anlaşılır bir mantığı var. İş tamamlanır, hesaplar kapatılır, ortaklık sona erer.

Peki aynı süreç, insanların hafızasında nasıl işliyor?

Evine kavuşan hayatına devam ediyor. Kavuşamayanın hikâyesi devam ediyor.

İşini düzgün tamamlayan bir yapı kooperatifini düşünün.

Ortaklar evlerine yerleşmiş. Tapular devredilmiş. Tasfiye tamamlanmış. Artık konuşulan şey kooperatifin kendisinden çok evin mutfağı, çocuğun okulu, apartmanın gündelik işleri.

Başarı, hayatın içine karışmış.

Bir de tamamlanamayan projeyi düşünün. Her yeni ödeme talebi, ertelenen teslim tarihi veya dava, kooperatifin adını yeniden gündeme getiriyor. Aile içinde anlatılıyor, arkadaşlara aktarılıyor, sosyal medyada paylaşılıyor.

Başarılı proje geride kalırken sorunlu proje gündemde kalabiliyor.

Buradan, faaliyetini sürdüren bütün kooperatiflerin sorunlu olduğu sonucu çıkmaz. Böyle bir iddia hem yanlış hem haksız olur.

Fakat şu soruyu sormak gerekir:

Kooperatifler hakkındaki kanaatimizi, bütün örneklere bakarak mı oluşturuyoruz; yoksa en uzun süre duyduğumuz hikâyelere bakarak mı?

Bu, araştırılması gereken bir mesele. Kooperatifçiliğe duyulan güvensizliğin tek açıklaması olamaz. Yine de başarıların sessizleşmesinin, sorunların görünürlüğü kadar üzerinde durulmayı hak ettiği açık.

Bir startup düşünün: İlk işini başardığında dağılması bekleniyor.

İnsanlar bir araya gelmiş. Para koymuş, sorumluluk üstlenmiş, karar almış. Zamanla birlikte çalışmayı öğrenmişler. Yanlışlarını düzeltmiş, bir işi sonuna kadar götürmüşler.

Bir startup için böyle bir hikâye duysak hemen sorarız: “Sıradaki proje ne?”

Yapı kooperatifinde ise aynı başarı, kuruluş amacının tamamlandığı anlamına gelebiliyor.

“Başarı cezalandırılıyor” sözü biraz da buradan doğuyor. Hukuken bir cezadan söz etmiyoruz. Ancak birlikte iş yapmayı öğrenmiş bir topluluğun, bir sonraki adımı için ayrıca yol bulması gerekiyor.

Çünkü bina bittiğinde insanların kazandığı deneyim bitmiyor.

Ortak bütçe yönetmek, hizmet satın almak, anlaşmazlık çözmek, hesap vermek… Bunların hiçbiri kolay öğrenilmiyor. Böyle bir birikimin yeni kooperatiflere, yeni hizmetlere veya başka ortak ihtiyaçlara nasıl aktarılacağı da en az projenin tamamlanması kadar konuşulmalı.

Bir yapıyı tamamlamayı başarı sayıyoruz. O başarıyı üreten ortaklığın geleceğiyle ne kadar ilgileniyoruz?

Kooperatifçilik yalnızca ev yapmak mı?

Pancar üreticilerinin örgütlenmesini düşünelim. Tarımsal kalkınma kooperatiflerini, birlikte üretip ürününü pazarlayan insanları, ortak ihtiyaçlarını birlikte karşılamaya çalışan toplulukları düşünelim.

Bu örnekleri de konuşmaya kattığımızda kooperatif kelimesinin anlamı genişliyor.

Üretici için pazara ulaşmak, küçük işletme için maliyeti paylaşmak, bir topluluk için ihtiyaç duyduğu hizmeti birlikte örgütlemek gündeme geliyor.

Bütün bunları, yarım kalmış bir inşaatin hikayesine sığdıramayız.

Bir kooperatifte yaşanan sorunu anlamak için yönetimine, mali yapısına, denetimine ve verdiği taahhütlere bakmak gerekiyor. “Kooperatifler zaten böyledir” dediğimizde ise inceleme daha başlamadan bitiyor.

Üstelik bu genelleme, mağduriyetlerin gerçek nedenlerini de örtüyor. Hangi karar yanlıştı? Kim hesap vermedi? Hangi bilgi ortaklardan saklandı? Denetim neden işlemedi?

Bunların cevabını kurumun adında bulamayız.

Marmara Dayanışma ve Hizmet Kooperatifi olarak bunu neden konuşuyoruz? 

Marmara Dayanışma ve Hizmet Kooperatifi bir konut veya yapı kooperatifi değildir. Ancak kendimizi tanıttığımızda, yalnızca “kooperatif” kelimesi bile yarım kalmış konut projelerini ve geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarını zihne getirebiliyor.

Bu konuyu gündeme getiriyoruz çünkü bu çağrışım, insanlar amacımızı veya faaliyetlerimizi öğrenmeden önce bizi nasıl algıladıklarını etkiliyor. Bazen kendimizi, kendi çalışmalarımızı konuşmak yerine başka kuruluşların deneyimlerinden kaynaklanan soruları yanıtlarken buluyoruz. 

Bazen kendi amaçlarımızı ve çalışmalarımızı konuşmadan önce, başka kooperatiflerde yaşanmış sorunların sorularını cevaplamak zorunda kalıyoruz. Henüz bizi tanımayan birinin zihninde, çoktan başka bir kooperatifin hikâyesi yer etmiş oluyor.

Temkinli yaklaşılmasına itirazımız yok. İnsanların soru sorması, belge istemesi, verilen cevapları incelemesi son derece doğal.

Kooperatifin adında “dayanışma” yazması da kimseye kendiliğinden güvenme yükümlülüğü getirmez. Güven zamanla, söylenenlerle yapılanların birbirini tutmasıyla oluşur.

Bizim talebimiz basit: Bize de kendi yaptıklarımızın soruları sorulsun.

Amacımız, faaliyetlerimiz, kararlarımız ve sorumluluklarımız üzerinden değerlendirilelim. Başka bir yerde yaşanan mağduriyet, daha konuşmanın başında bizim hakkımızda verilmiş bir karara dönüşmesin.

Bu yaklaşım bütün kooperatifler için geçerli olmalı. İyi yönetilenle kötü yönetileni ayırt edebilmek, ancak her birine yakından bakmakla mümkün.

Kooperatiflere güven nasıl oluşur?

Bir blog yazısı, yılların güvensizliğini tek başına ortadan kaldıramaz. Güvenin oluşması için açık bilgi, anlaşılır sorumluluklar ve hesap verebilen yönetimler gerekir.

Kooperatiflerin de burada yapacağı iş var. Ortaklığın ne anlama geldiğini, hangi hakları ve yükümlülükleri getirdiğini açıkça anlatmak zorundalar. Başarılarını anlatırken sorunlarını konuşabilmeli, soruları cevaplayabilmeliler.

Kamuoyunun önüne yalnızca mağduriyet hikâyeleri geliyorsa, tamamlanan işlerin deneyimini de görünür kılmak gerekiyor. Kaç kişinin hangi ihtiyacına çözüm üretildiğini, bunun nasıl başarıldığını, hangi hatalardan dönüldüğünü öğrenmeliyiz.

BM 2025’i Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan etti. Böyle dönemler dikkat çekmek için değerli. Kalıcı değişim ise kutlamalardan sonra günlük hayatta ne yaptığımıza bağlı.

Yeni bir kooperatifle tanıştığımızda onu dinliyor muyuz? Başarılı bir örneği, kötü bir haber kadar anlatıyor muyuz? Eleştirimizi somut bir uygulamaya mı yöneltiyoruz, bütün bir ortaklık modeline mi?

Marmara Dayanışma ve Hizmet Kooperatifi olarak bu konuşmanın açılmasını istiyoruz. Sorularla, eleştirilerle ve her kurumun kendi yaptıklarının sorumluluğunu taşıdığı bir anlayışla.

Kooperatif deyince hatırımıza gelen ilk hikâyeyi değiştirmek için önce daha fazla hikâyeyi dinlememiz gerekiyor.

Sizin zihninizdeki kooperatif hikayesi hangisi? Ve o hikaye bütün kooperatifleri tanımaya yeter mi?

Aylık 1 Gram Altınla Ev Sahibi Olmak Mümkün mü?
Nasıl Mümkün Olabilir?